» Karagöz-Kukla Tiyatro Topluluğu

Merkezimiz tarafından 2008 yılında oluşturulan Karagöz-Kukla Tiyatrosu için ön hazırlık çalışmaları tamamlanmış bunun için yazılı ve görsel kaynaklar taranarak karagöz geleneği ile ilgili bilgiler toplanarak, Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi A. Baha ÖRKEN tarafından Karagöz gölge tiplerinden oluşan bir Karagöz Koleksiyonu ile Geleneksel Kukla Tiplemeleri koleksiyonu oluşturulmuştur.

İlk olarak 2009 yılında  “Hayal-i gerçek” adında bir Karagöz gölge Tiyatrosu ile “Keloğlanın aşkı” adlı kukla gösterisi hazırlanarak,  Afyonkarahisar’da İlköğretim Okullarında gösteriler yapılmıştır. Daha sonra bu gösteriler “Avrupa’da Ramazan”  projeleri kapsamında 2008-2009-2010 yıllarında Almanya’da, Uluslar arası festivallerde sunumu ve sergilenmesi gerçekleştirilmiştir.
Halen karagöz -kukla ile ilgili çalışmalarını yürüten merkezimiz Anadolu efsanelerinden yola çıkarak "ŞAHMARAN"  ile "MARSYAS" efsanelerini anlatan kukla gösterilerini hazırlamaktadır.

 

     

 


                                                         
                                                         KARAGÖZ HACİVAT

 

Karagöz deve veya manda derisinden yapılan tasvir adı verilen insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklar yardımıyla arkadan verilen ışıkla beyaz perde üzerinde hareket ettirilmesi esasına dayanan gölge oyunudur. Oyun adını, başkişisi olan Karagöz'den almaktadır.

Türk Eğlence Hayatının en sevilen eğlence türlerinden biri olan Karagöz, tek sanatçının yeteneğine bağlı olarak oynatılır. Perdedeki tasvirlerin hareket ettirilmesi, değişik tiplerin seslendirilmesi, şive ve taklitlerin hepsi bir sanatçı tarafından yapılır.

Karagöz'de işlenen konular komik öğelerle verilir. Çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları, ağız taklitleri belli başlı güldürü öğeleridir. Karagöz’de işlenen konular komik öğelerle verilir. Çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları, ağız taklitleri belli başlı güldürü öğeleridir.

  1. Hacivat'ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz'ü çağırdığı ve Karagözle Hacivat'ın kavga ettikleri giriş bölümüne mukaddime denir. Bu bölümde Hacivat'ın söylediği perde gazelinde oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek felsefi tasavvufi anlamı vurgulanır.
  2. Muhavere bölümünde, bu oyunun başkişileri olan Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Muhavere tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat'ın kişilik özellikleri ve yaratılış açısından birbirlerine karşıt özellikleri vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bunun yanı sıra çifte Karagözlü muhavere, gelgeç muhaveresi ve ara muhavere çeşitleri de vardır.
  3. Asıl hikâyenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği bölüme fasıl adı verilir. Oyun buradaki konuya göre isim alır. Fasıl’ın sonunda oyuncular bir biçimde perdeden ayrılır. Hacivat ve Karagöz kalır.
  4. Oyunun sonunun haber verildiği Karagözle Hacivat arasında geçen bitiş bölümünde seyirciden yapılan hatalar için özür dilenip bir sonraki oyunun duyurusu yapılır ve oyun sona erer.


 

 

     

 

  
                                                                         KUKLA

Türkçe bebek anlamına gelen ve bugün Anadolu'da yaşayan korçak, kudurcuk, kaburcuk, koğurcak, kaurcak, lubet, vb. gibi isimlerle yaşayan kukla seyirlik oyunların en eskilerindendir. "Korkolçak", "Çadır hayal" (ipli kukla) adı ile yaşayan kukla Orta Asyada da aynı isimle yaşatılmakta ve Orta Asya'dan getirildiği sanılmaktadır.

 

Bir çok Türk boyunda kendine özgü basit teknik içinde görülen ve 17.yy'dan beri Türkiye'de şehirlerde kukla adı ile bilinen oyun Anadolu'da köylüler arasında "bebek, çömce gelin, karaçor" gibi isimlerle yaygındır.


Konusu günlük yaşamdan ve edebi hikâyelerden alan kukla bir hareket ve hacim oyunudur.14. yy'dan bu yana oynatıldığı bilinmektedir. Bu oyunun başkahramanı ibiş, keloğlan, Temel, Efe, Sultan kız  gibi Türk Halk hikaye kahramanlarıdır.

 

Ülkemizde ipli kukla, el kuklası, araba kuklası, iskemle kuklası gibi türlerle bilinen kukla sanatı 19. yy sonlarında önemini kaybetmeye başlamıştır. Merkez olarak bu geleneğimizi yaşatmak için Lisans öğrencilerine kukla yapımı ve oynatımı öğretilmektedir.